Evimizde aldığımız üzücü mağlubiyet hepimizin canını sıktı. Kendi sahamızda, taraftarımızın önünde yaşanan puan kaybının hayal kırıklığını elbette anlıyoruz.
Ancak futbolun doğasında kazanmak kadar kaybetmek de var. Önemli olan, mağlubiyetin ardından nasıl ayağa kalkacağımız ve önümüze nasıl bakacağımızdır. Bu felsefeyi bilsek de uygulamamiz lazım.
Bu maçta eksiklerimiz yalnızca sahaya çıkamayan oyunculardan ibaret değildi. Sahada mücadele eden futbolcularımızın da teknik heyetin de eksikleri vardı. Oyunun bazı bölümlerinde alışık olduğumuz görüntüden uzak kaldık. Üstelik oyun yapımızın rakipler tarafından artık daha iyi tanındığını, hamlelerimizin daha kolay çözüldüğünü de göz ardı etmemeliyiz. Rakipler bizi tanıyorsa bizim de oyunumuzu geliştirmemiz, gerektiğinde farklı çözümler üretmemiz gerekiyor. Hedefi olan bir takımın kendisini tekrar etmesi değil, her maç üzerine koyması beklenir. Bu konuda Mustafa Wr ve ekibine büyük iş düşüyor ve ben başaracaklarına inanıyorum.
Elbette eleştireceğiz. Bursaspor'un büyüklüğünün gereği budur.
Ancak eleştirinin dozunu kaçırmadan, futbolcularımızı tek tek hedef tahtasına koymadan yapmalıyız bunu. Bugün kızdığımız, performansını yetersiz bulduğumuz oyuncuların önemli bir bölümü, bir sonraki maçta yine bu arma için mücadele edecek. Dün alkışladığımız futbolcuları bugün bir mağlubiyetin ardından gözden çıkarmak ne bize yakışır ne de Bursaspor'a fayda sağlar. Eleştiri, hataları göstermek ve çözüm aramak içindir; öfkemizi boşaltıp kendi oyuncumuza sırtımızı dönmek için değil.
Şimdi önümüzde Muğla deplasmanı var. Üstelik bu mağlubiyetin ardından oradan üç puanla dönmek bizim için çok daha önemli hâle geldi. Kaybettiğimiz puanların üzüntüsünü günlerce taşımak yerine, bu karşılaşmaya doğru hazırlanmalı, eksiklerimizi gidermeli ve sahaya kazanma iradesiyle çıkmalıyız.
Çünkü bu ligde hedefe ulaşmak isteyen takımlar yalnızca iyi günlerinde değil, kötü sonuçların ardından da karakter göstermek zorundadır.
Bizim görevimiz armaya sahip çıkmak, takımımızın hatalarını dile getirirken ona olan inancımızı da korumaktır. Teknik heyetimizin ve futbolcularımızın görevi ise bu desteğin karşılığını sahada vermektir. Kimse yaşanan mağlubiyeti görmezden gelmesin ama kimse de bir maçın sonucuyla her şeyi silip atmasın.
Öfkemizi çabuk söndürelim, aklımızı ve inancımızı diri tutalım. Hatalardan ders çıkaralım, gereken değişiklikleri yapalım ve yolumuza devam edelim. Çünkü önümüzde hâlâ kazanılacak maçlar, aşılacak engeller ve ulaşılacak bir hedef var.
Bizim sevdamız bir maçlık değil. Bizim sevdamız Bursaspor!
Şimdi Muğla'dan üç puanla dönme zamanı.
Saygılarımla...