Evimizde Esenler Erokspor karşısında iki puan bıraktık. Daha doğrusu, kendi sahamızda rakibe adeta 1 puan hediye ettik. Açık konuşalım; bu maçın bir şekilde kazanılması gerekiyordu.
Evet, alınan 1 puan bizi liderliğe taşıdı. Ancak liderlik koltuğuna oturmuş olmamıza rağmen maçın ardından yüzümüz gülmedi. Çünkü Bursaspor'un kendi evinde böyle bir maçı kazanabilecek gücü ve potansiyeli vardı.
Fakat şimdi oturup olumsuz düşüncelerin içine gömülmenin hiçbir anlamı yok. Sezon uzun. Her maçın hikâyesi farklı. Önemli olan hatalardan ders çıkarıp aynı yanlışları tekrarlamamak.
Oyuncularımızın bazı anlık kararları zaman zaman hüsranla sonuçlandı. Sahadaki mücadele ve kazanma isteği fena değildi ancak oyunumuzda hâlâ tam anlamıyla oturmayan, üzerinde çalışılması gereken noktalar olduğu da açık. Bunları görmek gerekiyor.
Gerekli tedbirlerin alınacağından ise şüphem yok.
Ama bu maçta bir başka konu var ki artık gerçekten insanı usandırıyor: Hakemler!
Normal şartlarda maç yazılarımda hakemleri merkeze almayı sevmem. Futbolun konuşulmasını, hakemlerin değil sahadaki oyuncuların belirleyici olmasını isterim. Ancak bu karşılaşmadaki hakem performansının kalitesizliğini açıklamakta zorlanıyorum.
Oyunun akışını bozan, kararlarıyla tansiyonu yükselten bir yönetim izledik. Üstelik bazı kararlar öylesine tartışmalıydı ki insan ister istemez art niyet aramaya başlıyor.
Hatta zaman zaman rakibin formasını giyip, skoru korumak için mücadele eden bir hakem görüntüsü ortaya çıktı.
Belki ağır bir ifade olacak ama hakemlerden usandık!
Bursaspor'un sahada kendi oyunuyla mücadele etmesine izin verin. Hatalı kararlar elbette olabilir. İnsan hata yapar. Fakat aynı hikâyeyi tekrar tekrar yaşamak, ister istemez sabırları zorluyor.
Şimdi önümüzde zorlu bir deplasman var. Kolay olmayacağını biliyoruz. Ancak ben bu takımın oradan galibiyetle döneceğine inanıyorum.
Eleştiri elbette olacak. Olumsuz eleştiri de haktır. Kimse bunun aksini söyleyemez. Fakat eleştiri yaparken birbirimizi rencide etmenin, oyuncularımızı veya teknik ekibimizi yıpratmanın da kimseye faydası yok.
Unutmayalım; rakiplerimizin en çok istediği şeylerden biri bizim motivasyonumuzu kaybetmemiz. Kendi içimizde birbirimize düşmemiz, umutsuzluğa kapılmamız onları sevindirir.
Onları mutlu etmeyelim.
Eksiklerimizi konuşalım, yanlışlarımızı eleştirelim, daha iyisini isteyelim. Ama mücadele eden takımımızın ve teknik ekibimizin yanında durmayı da bilelim.
Ben teknik ekibe de oyuncularımıza da güveniyorum.
Daha yolun başındayız.
Bugün canımız sıkılmış olabilir. Bir puana üzülmüş olabiliriz. Ama yarın yeni bir gün.
Her şey çok güzel olacak.
Çünkü biz inanıyoruz.
Ve sezonun sonunda, hep birlikte o şampiyonluğu kutlayacağız.
Yeter ki Bursaspor için aynı inançla yürümeye devam edelim.
Saygılarımla.