Uzun zaman sonra mağlubiyet duygusunu hatırladık. Ama öyle ezilerek de kaybetmedik; tam tersi, haksızlıklara uğrayarak ve kısmetsiz olarak kaybettik.

Hakemin maça olumsuz etkilerinin yanı sıra direkten dönen toplar, kaçırılan pozisyonlar, ezici oyun derken tabelada maalesef sıfır puan görüldü.

Olabilir...

Futbolun doğasında var kaybetmek. Bazen kendi hatalarımızla bazen kötü oyunla bazen de ne yapsan olmayan bir oyunla kaybedebiliyorsun.

Açıkçası ben mutsuzum.

Mutsuzum ama enseyi karartmadım. Sabretmem gerektiğinin farkındayım. Daha sezon başında bile böylesi güzel bir oyun oynayabiliyorsak kim bilir ilerleyen haftalarda neler yaparız?

Takım olarak ve bireysel olarak eksiklerimiz var mı, var; zaman var mı, o da var. O zaman çok da endişeye gerek yok.

Hele ki ortalığı yangın yerine çevirmeye hiç gerek yok.

"Maç ona yazar, şuna yazar." deyip fatura kesme âdetine devam edenlerin paylaşımlarından usandım açıkçası. Kimse kusura bakmasın; eş dost herkese söylüyorum. Tabii herkes özgür; oyun konsolunda oynar gibi taktik üretmeye de oyuncu gözlemcisi ya da menajer gibi yazmaya da herkes devam edebilir.

Ben yapılan tüm transferleri en baştan onayladım. Yüzde yüz transfer başarısı da beklemiyordum zaten ve görünen o ki epey yüksek oranda faydalı transferler yapmışız. Belki yapmaya da devam ederiz.

Sizler de biliyorsunuz ki Türk, dünyada nasıl yalnızsa Bursaspor da Türkiye'de öyle yalnızdır. Biz, birlikteliğimizle bu yalnızlıkla baş eden en büyük camiayız.

Ergen olanları anlıyorum ama ergen gibi davranan yetişkinleri anlayamıyorum; realist düşünecek kadar olgun olmalı herkes.

Başarımızın artarak devam edeceğinden benim hiç şüphem yok. Zor bir ligdeyiz, uzun bir yol var ve ben bu yolda camiama olumsuz doktrinlerle zarar vermemek için gayret edenlerden olacağım.

Olumsuz olan şeyleri sanal ya da gerçek arenalarda nara atar gibi bağırmanın anlamı yok. İşin başında daha tecrübeli ve fedakâr bir yönetim; nereden geldiğimizi, neler çektiğimizi bizzat bilen bir teknik ekip var.

Saygılarımla...