Isparta deplasmanında yaşanan puan kaybının ardından bu haftaki iç saha maçını herkes merakla bekledi.

Takım nasıl oynayacaktı, eleştirilere nasıl cevap verecekti, herkes bu soruların cevaplarının peşindeydi.

X hesabımdan bir anket yapıp beklentileri görmek istedim ve " Moral verici bir skor ve tatmin edici bir oyun bekliyor musunuz?" sorusuna %80 EVET oyu çıktı.

Takım da beklentileri hayalimizdeki kadar olmasa da karşıladı.

Hepsini tebrik ediyorum.

Fakat, beni her zaman üzen ve rahatsız eden bir konudan yine bahsetmek isterim.

Haddimi de aşmak istemem ancak her zamanki hastalığımızın devam etmesi gerçekten artık can sıkıcı olmaktan da öteye geçti.

Şampiyonluğun en büyük adayı biziz ama puan kayıpları ardından gösterilen şiddetli ve yıkıcı eleştirilerin verdiği zarar gün ve gün artıyor bence.

Sakin olmak, itidalli davranmak zorundayız.

Elbette iyi oyun ve galibiyetler istemek bizim hakkımız ve elbette mücadelesizliği asla kabul etmiyoruz.

Bu formanın hakkını vermeyeceklerse kapı orada, kimsenin tribini, egosunu çekecek sabır kalmadı bizde.

Ama sosyal medya denen, yeri geldi mi en yapıcı, yeri geldi mi en yıkıcı o mecra, bazen kaosun konakladığı bir mesken haline geliyor.

Bu takımın formasını giymeyi bir nasip olarak gören, camiamıza kendini ait hisseden oyuncular istiyorsak, eleştirirken saygı sınırlarını geçmememiz gerekiyor.

Muhammed Demir'in sakatlığına çok üzüldüm. İnşallah tez zamanda sahalara döner. Geçmiş olsun.

Önümüzdeki kritik maçlarda böylesi bir tecrübenin yokluğu bizim adımıza büyük eksiklik olacaktır.

Dedikodulara inanmayan biri olarak, Muhammed'in canla başla ve aşkla bizimle olduğuna ve olacağına her daim inanacağım.

Salih Kavrazlı'nın golleri gibi güzel geçsin haftanız...

Ezcümle, coşku bize faydalı ama stres herkesten çok daa zararlı bizim camia için.

Gökhan Kırdar'lı Cendere de çok keyif vericiydi.

Eleştiri iyidir, bolca eleştirelim ama kalp kırmadan, saygıyı unutmadan. Onlar bizim çocuklarımiz ve sezon sonu hep birlikte şampiyonuğu kutlayacağız.

Saygılarımla..