06 Nisan 2018 Cuma 16:25
Moussa Sow’un maliyeti 800 bin Euro değil! 

Bursaspor, iş bilmez yönetim anlayışıyla kan kaybetmeye devam ediyor. Yine son olarak ‘Süper Futbol’ programında bilinmeyenleri ortaya çıkardık. Mesela Ali Ay’ın “Sow ile 800 bin Euro karşılığında anlaştık” açıklaması vardı. Bu koca bir yalanmış. Sow’un maliyeti 800 bin Euro değil! 

Sadece transfer yapmak için transfer yaptılar ve taraftarın gazını aldırlar. Hatırlarsanız 15 Ocak gibi Moussa Sow için Özlüce tesislerinde imza töreni düzenlendi. Bu sezon lig, 20 Mayıs’ta deplasmanda oynayacağımız Gençlerbirliği maçı ile bitiyor. Yani 4 ay için çılgın bir rakam ile sakatlığı olan forvet ile anlaştılar. Ve yine Ali Ay, basın mensuplarına yaptığı açıklamada “Sow, İstanbul takımlarını ve daha fazla para veren Anadolu takımlarını tercih etmeyip Bursaspor’a gelmek istedi” demişti. Bunu söyleyen Bursaspor Kulübü’nün Başkanı Ali Ay. Fakat Moussa Sow’un diğer takımlara gitmemesinin tek sebebi, diğer takımların Sow’un sakatlığı ile ilgili bilgi sahibi olmasıydı.

Peki size soruyorum. Sizce Bursaspor, Moussa Sow’un son durumunu öğrenmek için, formasını giydiği Al-Ahli Dubai maçlarına yetkili birini göndermiş midir? Tabi ki de hayır. Fenerbahçe’deki performansı göz önüne alınarak Sow ile anlaştılar. Sakat bir oyuncuya yarım dönem için çanta dolusu para verdiler. Bu paralar Ali Ay’ın değil, Bursaspor’un parası. Ayrıca Sow’un maliyeti de 800 bin Euro değil… 
Evet Ali Ay 800 bin Euro (3 milyon 896 bin TL)  karşılığında Sow ile 6 aylık anlaştık dedi ama arada ciddi bir fiyat farkı var. Yani Ali Ay’ın burada da net bir şekilde yalan attığını söyleyebiliriz. Sow’un Bursaspor’a maliyeti tam 980 bin Euro! Yani Ali Ay’ın açıkladığı rakam ile gerçek rakam arasında 180 bin Euro’luk fark var. Türk Lirası olarak baz alırsak 876 bin TL gibi ciddi bir rakam çıkıyor ortaya. 
Peki bu 180 bin Euro nereden çıktı… Sow ile yaptıkları sözleşme içeriğinde, taksitler 15 Ocak 2018 ile 31 Mayıs 2018 arasına bölünmüş. 160 bin TL’yi 5 taksit ile vermeyi taahhüt etmişler. 160*5=800 bin TL. Fakat taksitler gecikirse yine büyük bir bomba ile karşı karşıya kalınabilir. Çünkü sözleşmeye ekstra bir madde eklenmiş. (Ödemeler bir sonraki ayın 15. Gününden daha uzun süre gecikirse, her bir hafta için haftalık 10 bin Euro daha Bursaspor kasasından çıkacak.)

Gelelim 180 bin Euro’luk fiyat farkına! 80 bin Euro “40 bin Euro - 40 bin Euro” iki senet halinde verilmiş. Fakat bu paranın kime verildiği ve ne için verildiği belirtilmemiş. 3 ihtimal var. Ya bu para menajerlik parası adı altında verildi. Ya Sow’a imza parası olarak takdim edildi. Ya da birileri kırıştı… Bu 80 bin Euro’nun dışında, Sow’a 100 bin Euro’da ‘prim hediyesi’ layık görülmüş. Nasıl mı? Sözleşmeye takım primi adı altında saçma sapan bir madde eklemişler. Moussa Sow, forma dahi giymese ekstra 100 bin Euro daha alıyor. Böylelikle Moussa Sow, kalan maçlarda 4 ay için net olarak 980 bin Euro (4 milyon 772 bin TL) almış oluyor.

Peki 180 bin Euro’luk fark ile neler yapılır?

Özlüce’den lüks bir daire ile Mercedes CLA 200 model bir spor araba alabilir ve Banka’ya da 200 bin TL yatırabilirsiniz. Yani bunların 3’üde 180 bin Euro (876 bin TL) karşılığında sizin olabilir.
Birde Mikel Agu transferi var.  Bursaspor kiralık olarak 1 yıllık kadrosuna kattığı Mikel Agu’ya 200 bin Euro imza parası vermiş. Bunu da resmi evrak üzerinden yazıyorum. Ayrıca bu paranın dışında Agu’nun alacağı 600 bin Euro’luk ücret 9 taksite bölünmüş. Ekstra Porto Kulübü’ne de 300 bin Euro kiralama bedeli ödemişler. Yani Agu’nun 1 yıllık kiralama bedeli Bursaspor’a 1 milyon 100 bin Euro’ya mal olmuş. Türk Lirası bazında ise bu rakam 5 milyon 357 bin TL. Şimdi soruyorum size bu oyuncuya neden 200 bin Euro imza parası verdiniz? Bu imza parası adı altında Bursaspor kasasından çıkan 200 bin Euro (974 bin TL) kimin cebine girdi? Eğer kimsenin cebine girmediyse neden 200 bin Euro gibi ciddi bir rakamı çöpe attınız? Geçen yıl 1 yıl boyunca 200 Bin Euro’nun altında ücretle oynayan bir futbolcu, bu yıl nasıl oluyor da yıllık 800 bin Euro’ya oynayabiliyor? Bu oyuncunun 1 yıl boyunca vasat seviyesini aşamadığını herkesin gördüğü ortamda, siz nasıl oluyor da Bursaspor parasını hiç edebiliyorsunuz?

Şaka gibi olaylar...

Tüm bunlar yetmiyormuş gibi Ali Ay şimdide 40 milyon TL kredi çekiyor. Geçen yıl sürdürdüğü senaryolar ile yoluna devam ediyor. Daha geçtiğimiz günlerde yine kendi ağzıyla Ali Ay aynen şu ifadeleri kullandı; “Bursaspor çok kötü durumda, önümüzdeki yıl 300-400 bin Euro'nun üstünde transfer yapılmaz” dedi. Bu takımı bu duruma kim getirdi?  Sen bizimle dalga mı geçiyorsun? Bu sezon sadece bir yıllık kiralık olarak forma giyecek olan tek bir futbolcuya 8 milyon TL sen vermedin mi? Tüm bunları yaparken birde hiç zarar vermemiş gibi açıklamalarda bulunuyor Ali Ay efendi. Hani her yerde bas bas bağırıyorsun ya onu verdim bunu verdim diye. Hiçbir şey verdiğin yok. Bir tek Bursaspor üzerine çektiğin kredi var. Krediye kefil oldun sadece. Maksimumda 5 milyon TL para vermişsindir cebinden. Onu da çoktan almışsındır sen.  Şimdi bakalım ne kadar Bursasporlusun göreceğiz. En büyük Bursasporlu benim diyorsun ya hani şimdi göreceğiz. Verdiğin zararları karşılamasa da kefil olduğun o krediyi sen ödeyeceksin Ali Ay efendi. Hem Bursaspor üzerinden reklam yap hem de elini kolunu sallaya sallaya çek git. Öyle bir dünya yok. Bursaspor sayesinde her kapı açıldı sana. Bursaspor sayesinde; Cumhurbaşkanı, Vali ve Genelkurmay Başkanı gibi ülkenin en önemli kişileri ile aynı karede yer aldın. Yaptığın reklamların parasını vermediğin gibi kulübü altüst ettin Ali Ay efendi. Çekip gidemezsin öyle.

O kadar kolay değil o iş…

Gerçekten yazık. Kulüp resmen iş bilmezlerin elinde eriyor. Her hareketleri fiyasko. Yarım asırlık kulüp apartman yöneticisi olamayacak adamlar tarafından yönetiliyor. Ve hatalarını yüzlerine vurduğunda tepki gösteriyorlar. Ne yapalım? Susalım mı? Susalım da rahat rahat at koşturun değil mi?

Bursaspor tarihinde ilk defa bir kulüp başkanı, taraftara küfür etti ve üzerine yürüdü. Bunu yapan Ali Ay. Sebebi ise Ali Ay ve yönetiminin istifaya davet edilmesi. Ama Ali Ay sanırım “Son iki yılda Bursaspor parmakla gösterilen bir takım oldu. Sportif başarı harika. Yönetime yapılan bu tepkiye anlam veremiyorum” dememizi bekliyor. Ya da böyle bir hayal görüyor.

Fakat her ne olursa bu yönetim içerisinde Bursaspor için hizmet eden yinede iki kişi sayabilirim. Sadece ama sadece iki kişi! Biri Fatih Pulat diğeri Sezer Sezgin. Fatih Pulat, Bursaspor Kulübüne para kaynağı bulmak için önemli arsaların satışı ile ciddi anlamda katkı sağladı. 30 milyon TL gibi net bir rakamı, kazandırdığı arsaların satışları ile kulüp kasasına koydu. Aynı şekilde Sezer Sezgin’de, Basketbol alanındaki başarısı ile Bursaspor yönetimindeki en önemli ikinci kişi. Ama gözlemlediğim kadarıyla yönetim içerisindekiler bu iki kişiyi çok fazla sevmiyorlar. Hatırlarsanız bir ara çamur atmaya kalkmışlardı! Görünen köy kılavuz istemez. Fatih Pulat ve Sezer Sezgin hizmet ediyor. Onların hizmet etmesi bazılarının işine gelmiyor. Doğru olan neyse onu aktarmak gerek. Tıpkı burada iki kişinin hakkını teslim ettiğimiz gibi…

Yine başka bir konu Ali Ay’ın öz kardeşi Ziya Ay ile ilgili…

Ziya Ay’ın, Ali Ay’ın kardeşi olmasının dışında Bursaspor ile hiçbir yakınlığı yok. Yönetici ya da kulüp çalışanı değil. Ama herkesten daha yetkili!

Bilindiği üzere Bursaspor, Ludogorets’in kanat oyuncusu Vura için sezon başında girişimlerde bulunmuştu. Bursaspor Kulübü, Vura transferi ile ilgili bir menajer görevlendirdi. Bu menajer Ali Ay’dan aldığı yetki ile Vura transferini bitirmek için düğmeye bastı. Fakat verilen yetki, transfer süresinin bitiminden önce sona eriyordu. Sizce yetkiyi neden kısa tuttular?

Vura transferi yetkili menajer tarafından bitmek üzereyken, devreye Ziya Ay girdi. Ziya Ay yetkili menajere “Kardeşim sen bu oyuncu ile ilgili menajerlik yetkisini bize bırak. Eğer biz oyuncu ile anlaşırsak sana 30 bin Dolar vereceğiz” dedi. Yaşanan bu olayların ardından, yetki bu menajerden alınıp başka bir menajere geçti. Ziya Ay’ın belirlediği bu menajer ise Sinan Kalyoncu’ydu.

Peki Sinan Kalyoncu kim?

Sinan Kalyoncu bir diğer menajer Mehmet Deliorman ile ortak çalışan bir menajer. Sinan Kalyoncu aynı zamanda tekstilci. Ve bu Sinan Kalyoncu, Ali Ay’ın eski iş arkadaşı. Sinan Kalyoncu ile daha önceden tanıştıklarını açıklayan kişide Ali Ay’ın muhasebecisi Hasan Parlakay.

Yani anlayacağınız Dallas gibi dizileri aratmayacak senaryolar Bursaspor yönetiminde yazılıyor. Kendileri yazıp, kendileri oynuyorlar. Mesela Bursaspor Kulübü ile uzaktan yakında alakası olmayan Ziya Ay yetki verebiliyor. Eski iş arkadaşları transferleri ortak yürütebiliyor. Ve tüm bu olayların yaşandığı ortamda “Allah Allah” nidalarıyla hepimizi kandırabiliyorlar. Bu sadece benim net ağızdan öğrendiğim bir transfer harekatı. Kim bilir daha bilmediklerimiz ve gerçekleşen transferlerde yaşanan ne bombalar var…

Bilindiği üzere Mayıs ayında kongre var. Yani başkanlık seçimleri ile Bursaspor Kulübü yeni dönem başkanını belirleyecek. Ama Bursaspor yönetimi bu seçimi kazanmadan önümüzdeki yılın takımıyla ilgili kararlar almaya çoktan başlamış. Yine Ali Ay’ın kardeşi Ziya Ay’ın başrol oynadığı enteresan olaylar var. Ziya Ay, bir ay önce Teknik Direktör arayışlarına başlamış. Paul Le Guen ile yolları ayırıp şuan Kazakistan ile anlaşan ve son 4 yıl Astana Teknik Direktörlüğünü yapan Stanimir Stoilov’a teklif götürmüş. Fakat Stoilov, Ziya Ay’ın teklifini reddetmiş. Ziya Ay yine menajerler aracılığıyla önümüzdeki yılın transfer harekatına başlamış. Bu yıl tüh diktikleri için önümüzdeki yılla ilgili sıvama çalışmalarına erken start vermişler. Yaşanan bu gelişmelerdeki en tuhaf olay, Bursaspor ile hiçbir alakası olmayan yetkisizler yetkisizi Ziya Ay’ın kendi kendine gelin güvey olması ve Bursaspor üzerinde söz sahibi olması. Ali Ay resmen Bursaspor’u aile şirketine çevirmiş durumda. Şimdi bunlar bu yazıyı okuyunca “bunları bu nereden öğrendi” diye düşünüyorlardır. Benim sizinle ilgili öğrendiğim çok daha önemli konular var ama şimdilik susuyorum. Merak etmeğin ama onları da yakında açıklayacağım. Sizin yaptıklarınızı en tepeden en dibe kadar herkese ama herkese aktaracağım. Yavaş yavaş…

Yine bilindiği üzere birkaç hafta önce kulüp içindeki bilet hırsızlığını ortaya çıkardık. Biz olayları kamuoyu ile paylaşınca adamı işten çıkartıp susturmaya çalıştılar. Kendi aralarında çözüp konuyu kapatacaklardı. Ama her şeyi herkesle paylaştık. İşlerine gelmedi. Araya adamlar sokup susturmaya çalıştılar. Bunlar malesef Bursaspor’u Dingo’nun ahırına çevirdi.

Yeri geldi kulüp içerisinde çalışanlara taciz edildi. Yeri geldi yine kulüp içerisinde çalışan bir bayana Ali Ay’ın çalışanı sarkıntılık yaptı. Ali Ay konuyu öğrenmesine rağmen üstünü kapattı…

Ben bunların Delarge transferinde 400 bin Euro’yu çöpe attıklarını da açıklamıştım. Bonservisi olmayan adama bonservis ücreti ödediler. Şimdi bu adamı nerden aldık diye karar kara düşünüyorlar. Adam Kembo ile birlikte Özlüce tesislerinde gece gündüz alem yapıyor. Paul Le Guen’in, Kembo’yu uzun süre oynatmamasının tek sebebi bu. Delarge’a uydu, kafayı duvara vurdu. Delarge’da her nane var. 15-16 yaşındaki Bursaspor taraftarı olan genç kızlara bile sarkıntılık yapıyor sosyal medya üzerinden. Bunu da herkes biliyor zaten. Adam saatli bomba…

Bursaspor Ali Ay ve ekibiyle çok ama çok kan kaybetti. 1 yıllık kiralık Badu’nun maliyetine 8 milyon TL verdiler. Merter Yüce’nin parasını zamanında yatırmadılar ve adamda gitti sözleşmeyi feshetti. O adam öyle ya da böyle profesyonel. Senin takımını düşünmez. Ama sen parasını zamanında ödemezsen, kulübü çıkmaz sokağa sokarsın. FIFA ve UEFA sana bu olaylardan dolayı ceza verirse ve kısıtlama getirirse Bursaspor’un geleceği ile oynarsın. Yine Merter’de yaptığın hatayı Sow’da da yaparsan eğer, parasını zamanında vermezsen, bu adam sözleşmeye eklediğiniz madde yüzünden 1 milyon TL daha fazla alır. Ali Ay ve yönetiminin son iki yılda Bursaspor’a maddi anlamda verdiği zarar 150 milyon TL üstü. Hani bir ara borcu bitirmek için geliyorum demişti ya, borç düşmedi en az 150 milyon TL arttı…

Sonuç olarak yaşanan bunca rezilliğe rağmen hiçbir şey yokmuş gibi yaşayabiliyorsunuz ya gerçekten pes. Umarım yaptıklarınızın hesabını soran biri çıkar. Eğer her gelen yönetim kulübü böyle doğramaya devam ederse, birkaç yıla Bursaspor diye de bir şey kalmayacak zaten.

Mayıs ayında aday olacak olan Başkan adayları da tabloyu iyi incelesin. Hiç kimse mazeret kaldıracak durumda değil. Erkan Körüstan, Recep Bölükbaşı ve Ali Ay üçlüsü, Bursaspor’u el birliği ile komaya soktu zaten. Durum ortada. Nefes aldıracak projeleri olmayan ses çıkarmasın. Parası olmayan Başkan adayı kongreye dahi katılmasın. Yoksa yeni gelen adayda fiyasko çıkarsa kepenkleri kapatırız…
Bu arada ben her zaman olduğu gibi, yine bildiğim her şeyi “televizyonda konuşmaya, gazetede de yazmaya” devam edeceğim. Hem de en ince ayrıntılarına kadar! Kimin zoruna giderse gitsin. Bursa şehri benim şehrim. Bursaspor benim takımım…

Son Güncelleme: 07.04.2018 15:04
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.